9 Haziran 2013 Pazar

9 Haziran- Analiz


Analiz…

1)      AKP’nin kafası karışık, parti içinde çok farklı düşünceler var, ancak son söz lidere ait, ve içleri rahat etmese de bu sözleri savunmak zorunda olan büyük bir parça da var. Mimikler, jestler, alkışlardaki coşku eksikliği görünüyor.

2)      Bu kafa karışıklığı yüzünden, Başbakan’ın yokluğundaki üslupla, döndüğündeki üslup çok farklılaştı. Başbakan’ın da birbirinden tutarsız birçok açıklaması oldu. Hala netleşemediler. Ancak “bizi hala anlamadılar” hissiyatı çok yanlış. Çok iyi anladılar, ama işlerine gelmiyor.

3)      Cemaat ve Milli Görüş içinde de farklı sesler var, ama mahalle baskısının çok hâkim olduğu semtler, o yüzden sesleri kısık çıkıyor.

4)      Bu asla geri adım atılacak anlamına gelmiyor. Çünkü farklı düşünseler de bu hükümet sayesinde geldikleri noktadan hepsi memnun. Tartışsalar da bir arada hareket edeceklerdir.

5)      Başbakan, başta da sandık-seçim vurgusu yapmış, ana muhalefete yüklenmişti. Yasal dayanağı aldığı oy oranı olduğu için, ve bu muhalefete karşı seçim kaybetmeyeceğine çok güvendiği için, mücadeleyi iyi olduğu sahada, seçimlerde karşılamak istiyor.

6)      Bunda, direniş mücadelesinin bir süre sonra heyecanını kaybedeceği tahmini de büyük bir rol oynuyor.

7)      Burada yine “kelle vermek”, “yedirmemek” tezleriyle, yapılan eylemlerin kendisini iktidardan göndermek için yapıldığı teziyle bir tuzak kuruyor. Evet, eylemcilerin arasında böyle bir beklentiye sahip olanlar da var, ama büyük çoğunluğun derdi bu değil.” Bir gün zaten gidecek, iktidarda kalabilir, ama haklarımızı sınırlayamaz” diyenler çoğunlukta.

8)      Aslında bu tezlerin tek amacı var, korkan ve liderliğe güveni azalan tabanlarına cesaret vermek. Ve kitleyi bir savunma pozisyonuna sokmak. İktidarda 10 yıl geçiren bir hareketin, hala mağduriyet argümanlarına sığınmaya çalışması eskiden çalışmış, ama artık anlamsızlaşan bir strateji. Parti tabanı buna inanmayacak, ama destekleyecektir.

9)      Aslında oy oranları da doğru analiz edilmeli. 2011 seçimine katılanlar % 87. Yani aslında aldıkları oy oranı % 43. Bu oy oranının 3’te 2’si, yani % 30 kilitli, her koşulda destekçi. Kalan 3’te 1’in yarısı, doğrudan Başbakan’ın kendi oyu, diğer bölüm, geçici bir grup. Oy verme biçimleri açısından bakılırsa, Başbakan’ın aktif siyasetten çekilme ihtimali de düşünülürse, % 30’luk bir gruptan bahsediyoruz.

10)   Fakat algı yönetimi başka bir şey, hepimiz % 50’nin üstüne ve onların çoğunluk bizim azınlık olduğumuza inandırılıyoruz.

11)   Yine de, bugünkü eylemler yeni bir siyasi iklim yaratmazsa, en büyük parti olma konumları, en azından bir dönem daha devam edecektir.

12)   Bu yüzden, istifa etmeleri, erken seçim gibi talepler hem yersizdir, hem de umulan faydaları sağlamayacaktır.

13)   İstanbul’da yaptıkları MKYK toplantısında bunlar da muhakkak konuşulmuştur. Anlayabildiğim kadarıyla, çıkan karar, üst maddelerde de söylediğim gibi, olayları Mart 2014’teki yerel seçime kadar soğutmak, o güne kadar, parti tabanını sağlamlaştırmak, ve icraatlarının seçimle ibra edilmesini sağlamaktır.

14)   Bunun iki yönü var, birincisi, elbette, 10 ay boyunca eylemlerin aynı coşku ve katılımla süremeyeceğine dair bir inançları var, ve çok da haksız değiller. Ancak diğer açıdan bakarsak, 10 ay alternatif bir siyasi örgütlenme için, yeterince uzun bir zamandır… Bu noktada Kuzey Avrupa’daki Korsan ve İtalya’daki Beş Yıldız hareketleri örnek alınabilir.

15)   Bir seçim noktasındayız. Ya eylemlere devam edecek, ve zorlayacağız. Ya deplasmanda, onların sahasında maç yapmayı kabul edeceğiz, ya da ikisi birden…

16)   Başbakan bugünkü açıklamalarıyla, 18 yaşa seçilme hakkı gibi konularla, geri adım atma, uzlaşma, özür dileme, barış, huzur, sevgi gibi kavramlardan uzak olduğunun mesajını vermiştir. Kısa vadede bu tutumunu değiştireceğine dair hiçbir işaret olmadığı gibi, yapılacağı söylenen mitinglerle, parti tabanı kutuplaştırılarak sağlamlaştırılmaya çalışılacaktır.

17)   İlk yazılarımdan birinde söylediğim gibi, bu uzun süre nefesimizi kontrol etmemiz gereken bir maraton. Masum ve samimi taleplerimiz, hoyrat ve nobran bir üslupla görülmezden geldi diye, kırgın ve kızgınız. Ama şimdi rasyonalite zamanı.

18)    İdeoloji, kadrolaşma, ya da kurumsallaşma bu eylemlerin özgür, bağımsız ve harika ruhuna zarar verir, ancak örgütlenmezsek, iktidarın bizi çekmeye çalıştığı zamana yayılan bir mücadelede gücümüz azalır.

19)   Bu yüzden, soft, eğlenceli, mizahi eylemlere devam ederken, diğer taraftan, Taksim Platformu’nun naif talepleri yerine, sağlam bir metinle talepler netleştirilmeli, hatta keskinleştirilmelidir.

20)   Konjonktür, eskisi kadar olmasa da, hala bizden yana. Havaalanı karşılaması ve mitinglerle Başbakan toplumsal desteği olduğu imajını verse de, sermaye ve dış dünya, ülke içindeki huzursuzlukların bitmesini, bitirmesini talep edecektir… Ama bunun kısa vadede olmayacağı da artık aşikâr. Özgürlük, barış, huzur ve mutluluk için, sabır, ılımlılık, tutarlılık, ve sevgi gerekiyor. Durmak yok, yola devamJ

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder