7 Haziran 2013 Cuma

1 Haziran tarihli yazım...

Sevgili Facebook,
Olanlara siyaset sosyolojisi açısından bakıyorum. Tespitlerim şöyle:
1) Hükümet bütün olasılık ve tepkileri göze almış durumda, bunu bir gücünü kabul ettirme mücadelesi olarak görüyor, geri adım atarsa, Kasımpaşa ruhu zedelenecek, karizma çizilecek diye korkuyor.
2) Eğer geri adım atarsa, halka demokratik tepkiler ya da eylemlerle otoriter imajının bozulması söz konusu, ve bu ya...ratılmaya çalışılan korku imparatorluğunu sarsar.
3) Eyleme doğrudan katılan, ya da destek verenlerin profili ilginç. Büyükşehir aydınları, Beyaz Türkler, ama bugüne kadar harekete geçmemiş kitleler. Elbette aralarında eylem tecrübesi yüksek masum ya da provokatif gruplar da var, ama çoğunluk, aslında sessiz azınlık.
4) Bu profiln pasifist eylemciliği, başlangıç için mükemmel... Ama şimdi bir kavşak var. Büyük bir hayal kırıklığı var, masumiyetlerinin şiddetle baskılanmaya çalışılmasına çok öfkelendiler. Riskli bir durum, her an şiddet eğilimi olabilir, bu da hükümetin sertleşmesini meşru kılar. Metanet ve sabır gerekiyor.
5) Diğer taraftan aynı grup, küçük ve büyük burjuvalardan da destek alıyor. Burjuvalar hayat tarzları konusunda radikal olabilir, ve eylemleri uzatacak mali ve psikolojik desteği yaratabilirler.
6) Medya ne yazık ki, sosyal medya ve internet çağını ıskalamış durumda. Gazeteleri satın alan, TV reklamlarının muhatabı olan satın alma gücü yüksek kitle, eylemleri destekliyor. Çok büyük bir gelir kaybı, ve daha da acıklısı, kredibilite kaybı yaşayacaklar. Devletle iş yapan patronlar hala var, sadece isimleri değişti.
7) Buna rağmen, insanlar örgütlenip, tepkilerini eyleme dökebiliyorlar. Bu internet sayesinde oluyor. Ama aynı internet, dezenformasyon açısından da maalesef çok zayıf. Bu yüzden her haberi duygularla değerlendirmeden önce, doğrulatmak lazım... Herkesin bildiği gibi, bu Gezi Parkı meselesi değil, kısıtlanan özgürlüklere, çoğulculuk yerine çoğunlukçuluk seçimi yapan hükümete bir tepki.
9) Bu ruh doğdu ve yaşayacak. Rıza ve teslimiyet yerine insanlar kendi kaderlerinin egemenliğini geri almaya karar verdiler. Artık geri adım atmazlar. Hükümet de, Suriye, İsrail filan gibi konular ve uluslararası dengeler ve önümüzdeki 3 sandık yüzünden daha fazla sertleşemez.
10) Olabilecek en fazla tepki budur. Hükümet en fazla bu kadarını yapabilir. Ama etki çok daha fazla olabilir.
11) Etkiyi arttırmak için, bunun kısa mesafe koşusu değil bir maraton olduğunu kavramamız lazım. Enerjimizi daha uzun süre kullanacağız. Onun için duygusal iniş çıkışlar yerine sağduyulu bir nefes yönetimi gerekiyor. Acele etmeyelim, ama hep ufka bakalım.
12) Bu bir yolculuk, arada yorulacak ve dinleneceğiz, arada engeller çıkacak, etrafından dolaşıp, yolu biraz uzatacağız, ama hep ileriye doğru yürüyeceğiz.
13) Bunu kendimiz ve bugün için yapmıyoruz, çocuklarımız ve yarın için yapıyoruz. Bu yüzden heyecan yerine itidale, acelecilik yerine sabra, ve taktik yerine stratejik hedeflere odaklanmalıyız.
14) Biz onların hakkını yemiştik, ve daha eğitimli olduğumuz için, onlarla uzlaşmak için elimizi de uzattık. Ama önce tırnak, sonra parmak, sonra el, kol derken, onlar her şeyi istiyorlar. Yetinmiyorlar... Bizim haklarımıza göz diktikleri anda, dur diyoruz.
15) Eğer çocuklarımızın yarın bu ülkedeki % 49.58'le barış içinde yaşamasını istiyorsak, bunu bir savaşa dönüştürmemeyi başarmalıyız. Biz savunmadayız. Biz geleceğimizi savunuyoruz. Ama onların bugününe odaklanmamalıyız. Bu konu çok önemli, çünkü bizi çekmek istedikleri tuzak, bugünü tartışıp, detaylarda boğulmamız.
16) Bugün bir başlangıç. suçsuz askerler ve gazeteciler, ve ardında Ahmet isimli iki gazeteci tutuklandıklarına, İzmir Belediyesi baskına uğradığında, vicdanlar yaralandı. artık inanmıyoruz. Ama onlarla bir arada yaşamaya devam edeceğiz, ve neredeyse çoğunluk oldular.
17) Bunu asla unutmayalım, ve asla onlar gibi intikamcı, hatta kindar dindar olmayalım. Bir arada yaşayacağımızı hep hatırlayalım. Biz zamanında onlara saygı duymadık, şimdi onlar bize saygı duymuyor, ama eğer çocuklarımızın saygı görmesini istiyorsak, uzlaşma kapılarımız hep açık olmalı...
18) Uluslararası ilişkiler açısından riskli bir durumdayız, onaylarsınız, onaylamazsınız, ama devletimizin politikaları nedeniyle, bir çok başka devlet, bizim iç karışıklıklarla vakit, para ve enerji kaybetmemizi isteyecekler. Bu bizim iç meselemiz, kendi özgürlüklerimizi savunurken, asla dış güçlerden medet ummayalım, ve işimize karıştırmayalım.
19) Sadece bu yüzden olsa bile, ama aynı zamanda gelecek yılki seçimler, ekonomik bıçak sırtı, terör örgütüyle barış süreci, güneydeki enerji arapsaçı gibi bir çok nedenle, konjonktür bizden yana. Hükümet, bir süre sonra uzlaşmak zorunda kalacak. Bu çok uzun vadeli olmayabilir, "gizli gündemleri yok, hayat tarzlarına karışmayacaklar " diyenler yanıldılar. Artık inandırıcı değiller, ama konjonktürel açıdan zayıflar.
20) Bu yüzden sakin, sabırlı, stratejik davranırsak, özgürlüklerimizi garanti altına alabiliriz. Hele yeni anayasa hazırlanırken...
Neşeniz, Bilir...
Sevgi ve bilgi, paylaşılarak çoğalır...
Maksat Bir, rivayet muhtelif...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder