14 Haziran 2013 Cuma

14 Haziran, Analiz


1- Konjonktürün bizden yana olduğunu yazmıştım. Sermaye ve dış dünyadaki imaj yüzünden, hükümet geri adım attı. “Size mi soracağız?” noktasından, “tabii ki size soracağız” noktasına geldiler.
2- Bu, özellikle Başbakan’ın annesi ve eşine söylenen laflardan sonra, bu karakterde bir yönetici için çok ama çok büyük bir geri adımdır. Büyük bir kazanımdır.
3- Yine AKP içinde, ve Cemaat’te farklı seslerin olduğunu da söylemiştim. Aralarında yapılan istişarelerden sonraki tutum değişikliğine bakarsak, uzun süredir kimseyi dinlemeyen Başbakan’ın parti içindeki otoritesi bile sarsılmış durumdadır.
4- Ancak bunu kolay hazmedemeyecek ve asla unutmayacaktır. Yine de Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar, özellikle “ben sizin babanızım, ben ne dersem o olur” üslubunu yumuşatacaktır.
5- Eğer onun açısından bakarsak, herkes için neyin daha “iyi” olacağını bildiğini zanneden bir babanın, güzel benzetmedeki gibi, havadaki elini tutan “evladının” itirazları nedeniyle, hayal kırıklığı içinde olduğu da söylenebilir.
6- Bunun sadece cici ve sevimli “çevreci” çocukların, 3-5 ağaç ve Topçu Kışlası muhalefeti olmadığı, özgürlükler ve hayat tarzlarının güvenceye alınması konusundaki endişelere, ve düdüklü tencerede pişirilmeye çalışılan muhafazakâr bir tarifte malzeme olunmayacağına dair bir itiraz olduğu, herkes tarafından anlaşılmıştır.
7- Mesajlar alınmıştır argümanı yanlıştır, bu mesajlar zorla, gözlere sokularak verilmiştir. Üç maymun medyasına rağmen, sevgi ve mizahla kenetlenen gençlik, sadece iktidara değil, bütün siyasi sisteme çok önemli bir değişimin geldiğini, ve bu değişime ayak uyduramayacak olanların hızla eskiyeceği mesajını vermiştir. Ama bütün siyasi hareketler eskiyordu, birinciliği AKP’ye verdiler demek yanlış olmaz.
8- Bütün siyaset sistemi, hatta, ekonomi, medya, ve sosyoloji bile değişecektir. Eski Türkiye, yeni Türkiye’ye dönüşmeden, en yeni Türkiye ortaya çıkmıştır. Ve bu artık durdurulamaz.
9- AKP kurmak istediği, ama en yeni Türkiye’ye toslayan, yeni Türkiye’de eski metotların, jargonların, Devlet Baba hoyratlığı ve nobranlığının çalışmayacağını görmelidir. En yeni Türkiye, ironik olarak AKP’nin kalkınma bölümüne değil, adalet bölümüne karşı çıkmaktadır. İktidarın seçim sandığında değişmesine de bir itirazı yoktur.
10- Özellikle dış güçler, farklı istihbarat grupları ve bunların terör uzantıları da eylemlerde yer almıştır. Faiz lobisi, ya da dış medya suçlamaları ne kadar saçmaysa, bunlar da o kadar doğrudur. Bu yüzden, özellikle dış dünyadan gelen etkilere tepki, hepimizden gelmelidir.
11- Keşke boks terimleri kullanmadan açıklayabileceğim bir uzlaşma zemini kesinleşseydi, ama ilk raund kazanılmıştır. Şimdi köşemizde dinlenmeli, antrenörlerimizin stratejilerini dinlemeli, gaz yüzünden alamadığımız uzun ve derin nefesleri almalıyız.
12- Bunun bir maraton olduğunu, asla kısa sürmeyeceğini, duraklamalar ve engeller olacağını, duygulardan bir eylem planına geçilmesi gerektiğini de söylemiştim. Arzu edenler hangi tarihte ne yazdığımı http://isigayuruyus.blogspot.com/ adresinde okuyabilirler.
13- Şimdi eylemlerden söylem oluşturma zamanı gelmiştir. Bu konuda çalışan, hepsi iyi niyetli, samimi gruplar çalışmalara da başlamışlardır.
14- Ancak, “Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir!” cümlesini anlamayanlar, geleceği asla anlayamayacaklardır. Bazıları için üzgünüm, ama gerçek “altın nesil” budur, ve diğer sözde “altın nesil”lerden çok daha kalabalıktır ve çok daha güçlü bir enerjiye sahiptir.
15- Bundan sonraki hedefler, bu neslin kendi istikbali konusundaki tercihleri çerçevesinde konmalı, odak bu olmalıdır. Eylemlerde gördüğümüz ruh ve imece, sadece ülkemiz için değil, bütün dünya için, ütopik zannedilen ve ideale yakın bir evrensellik düzeyinin mümkün olduğunu bize göstermiştir.
16- Ey dünyanın özgürlük, barış, sevgi, ve huzur isteyen yeni nesli, birleşin, ve sakın dağılmayın. Ama şimdi, biraz dinlenin…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder